27 Aralık 2013 Cuma

İlk cinsel tecrübede korkunç kaza


Amerika’da obez bir genç, gerçekleştirmek istediği ilk cinsel tecrübesi sırasında kız arkadaşının başını kazara alçıpanel duvara gömdü. Genç kadının, ‘ortamı yumuşatmak’ için verdiği, “Neden durdun?” tepkisine karşılık bakir genç, ilk şoku üzerinden attıktan sonra, hastanelik olan kız arkadaşını acil servise yetiştirmek zorunda kaldı...

Amerika Birleşik Devletleri’nin New Jersey eyaletinde yaşayan Gregg Casarona adlı 21 yaşındaki obez bir gencin ilk cinsel tecrübe girişimi hüsranla sonuçlandı. Yaklaşık 200 kg ağırlığındaki bakir genç, ilişki sırasında, 50kg ağırlığındaki kız arkadaşı Jen Gerakaris’in kafasını kazara, yatağın baş tarafında bulunan alçıpanel duvara gömdü. İlk anda, kız arkadaşını öldürmüş olduğunu düşündüğünü anlatan genç, Jen’in, kafasını gömüldüğü duvardan çıkardıktan sonra “Neden durdun?” diye tepki vermesiyle kendine geldi.
KALP KRİZİ GEÇİRECEK GİBİYDİ ESPRİ YAPTIM
Olay sonrasından bahsederken, “Kalp krizi geçirecek gibi görünüyordu, ortamı yumuşatmak istedim,” diye konuşan kadın, ortamı yumuşatma girişiminden kısa bir süre sonra baş dönmesi ve mide bulantısı hissetti ve erkek arkadaşı tarafından bir hastanenin acil servisine götürüldü.
"BU İLK TECRÜBEM VE ONU ÖLDÜRDÜM"
Geçen günlerde gerçekleşen bu olayın canlandırma çekimleri yapıldı ve Amerika’da yayınlanan ‘Sex Sent Me to the ER’ (‘Beni Acillik Eden Seks’) programında 28 Aralık günü gösterilmesi bekleniyor. Ayrıca ilginç programın diğer konukları arasında, iki saatlik orgazm ‘çilesi çeken’ bir kadın; kapıcı yüklüğünde cinsel ilişkiye girerken yaralanan bir çift; ve kız arkadaşıyla cinsel ilişki sırasında kalp krizi geçiren bir adam da bulunuyor.
Gregg Casarona, "Onu öldürdüm. Bu benim ilk tecrübem ve Jen öldü." diye düşünerek korktuğunu söyledi.

Devamı...

25 Aralık 2013 Çarşamba

Adnan Şenses Hayatını Kaybetti !


Geride bıraktığımız perşembe hastaneye kaldırılan Adnan Şenses hayatını kaybetti.

Ünlü ses sanatçısı Adnan Şenses, tedavi gördüğü Okmeydanı Hastanesi'nde akşam 20.30 sıralarında yaşamını yitirdi. Şenses, 78 yaşındaydı...

Ayaklarında şişme olduğu ve son dönemde hayli zayıflayıp 56 kiloya kadar düştüğü öğrenilen Adnan Şenses, eşi ve yeğeni tarafından Okmeydanı’ndaki Memorial Hastanesi’ne götürülmüştü. Uzun zamandır kanser tedavisi gören ünlü sanatçı son olarak perşembe günü genel sağlık durumunda bozulma ve şikayetlerin artışı sebebiyle hastaneye kaldırılmış ve kardiyoloji, onkoloji ve hematoloji bölümlerinde müşahade altına alınmıştı.

Sanatçı dostlarının iyileşmesi için dua ettiği Adnan Şenses ne yazık ki hayranlarının ve arkadaşlarının dualarına yanıt veremedi ve aramızdan ayrıldı.

ADNAN ŞENSES KİMDİR

Adnan Şenses (d. 21 Ağustos 1935; Bursa), Türk sanat müziği şarkıcısı, müzisyen bestekar söz yazarı ve eski sinema oyuncusu.

İlkokula Ankara İsmet İnönü ilkokulu'nda başlayan Adnan Şenses, tahsilinin devamını İstanbul'a taşındıkları Karagümrük İlk ve Ortaokulu'nda tamamladı. Ailesinin isteği üzerine marangozluklailgilenen Şenses, 1956 yılında çevresinin sesine verdiği ilgi doğrultusunda müzik hayatına atıldı. İlk musiki derslerini Suzan Yakar Rutkay'dan aldı.

İlk önce Ankara Radyosu'nda çalışan Şenses, 16 yıl burada hizmet etti. Ardından, ünlü gazinolarda çalıştı, 47 film çevirdi ve birçok albüm yayımladı. 2013 yılında Sezen Aksu'nun hediye ettiği "Bekleyemedin Mi" ve "Kaybolan Yıllar" isimli şarkılarının da bulunduğu "Adnan Şenses Bir Efsanedir" albümünü yayınladı. Albümde Sezen Aksu dışında Selami Şahin ve Selçuk Tekay gibi isimlerin de şarkıları bulunuyor.

Devamı...

20 Aralık 2013 Cuma

Türkiye'de Kanser Giderek Artıyor !


Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın, Türkiye'de 100 bin kişiden 200'ünde kanser görüldüğünü belirterek, "Erkeklerde 100 binde 248 vaka, kadınlarda ise 100 bin kişiden 200'ünde kanser sıklığı görülüyor. Bu rakamlar, Türkiye'de kanser sıklığının 2008'den 2013 yılına kadar düzenli bir şekilde arttığını gösteriyor" dedi.

Yalçın, Dünya Sağlık Örgütü Kanser Araştırma Ajansının (IARC) son kanser rakamlarına göre, dünyada her yıl kansere yakalanan kişi sayısının 2 milyon artış göstererek 2012'de 14 milyonu aştığını, kanserden ölenlerin sayısının ise 8 milyonu geçtiğini anımsattı.

Bu verilerin kendilerini yanıltmadığını anlatan Yalçın, bu oranın 2030'a kadar daha da artmasını beklediklerini ifade ederek, kanser bilgi sistemi GLOBOCAN verilerine göre Türkiye'de de kanser sıklığı ve yaygınlığında artış beklendiğini vurguladı.
"KANSER, EN ÇOK GELİŞMİŞ VEYA ORTA GELİŞMİŞ ÜLKELERDE GÖRÜLÜYOR"

Yalçın, bunun en büyük nedenlerinden birinin nüfusun yaşlanması olduğunu belirterek, "Tabi bunların bir kısmı önlenebilir kanserler. Bu tür kanserlerde gelişmiş batı ülkelerinde yavaşlama görüyoruz. Bu duraklama da kanserle mücadelede alınan tedbirlerle alakalı olarak oldu" diye konuştu.

Kanserin eskiden yaşam standartlarının yüksek olduğu ülkelerde görüldüğünü, şimdi gelişmiş veya orta gelişmiş ülkelerde daha sık görülmeye
başladığına dikkati çeken Yalçın, şöyle devam etti:

"Buradaki görülen kanser türleri bizde olduğu gibi akciğer, mide gibi önlenebilir kanserlerden oluyor. Bu nedenle biz nüfusun büyümesi ve yaşlanmayı geciktiremeyiz ama alınabilecek önlemlerle bu gidişata 'dur' diyebiliriz. Bu da tütünle mücadelenin artarak devam etmesi gerektiğini gösteriyor. Bunun dışında sadece kanserle değil, diğer kronik bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilgili ölümlerde en önemli nedenler olan obezite, inaktif yaşam ve beslenme bozukluğunun da önlenmesi lazım."
"TÜRKİYE'DE 100 BİN KİŞİDEN 200'ÜNDE KANSER GÖRÜLÜYOR"
"Kanser sıklığı, Batı ülkelerine doğru yükseliyor ama Türkiye genç nüfusundan dolayı bu sıklıkta en önde gelen ülke değil" diyen Yalçın, "Bu, tedbir almazsak önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde bizim için çok daha büyük problem haline gelecektir. O nedenle kanser konusundaki tedbirlerin hemen şimdi alınmasının uygun olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Yalçın, Türkiye'de 100 bin kişiden 200'ünde kanser görüldüğüne dikkati çekerek, "Daha önceki yıllarda 100 binde 70-80'di. Şimdi erkeklerde 100 binde 248 vaka, kadınlarda ise 100 bin kişiden 200'ünde kanser sıklığı görülüyor. Erkeklerde biraz daha fazla görülüyor. Bu rakamlar, Türkiye'de kanser sıklığının 2008'den 2013 yılına kadar düzenli bir şekilde arttığını gösteriyor" ifadesini kullandı.

Türkiye'de 150-200 bin arasında yeni kanser vakası olduğunu vurgulayan Yalçın, bunun en az 50 bininin önlenebilir kanserler olduğunu kaydetti.

Devamı...

Kanser Sebebi Olabilir

Küçük yaşta seks kanser nedeni




Genç yaşta evlenmenin de kadınlarda rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserini tetiklediği bildirildi.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci, jinekolojik kanserlerin risk faktörleri arasında, cinsel yaşama erken başlama, çok sayıda çocuk sahibi olma, düşük sosyo ekonomik düzey, hijyenik olmayan şartlar, sigara ve cinsel yolla geçen virüslerin bulunduğunu söyledi.
RİSK ORANI 50 YAŞINDA EN YÜKSEK NOKTADADIR

Kadınlarda kanser riskinin 20 yaşından sonra arttığını vurgulayan Demirci, şöyle konuştu:
"Risk oranı 50 yaşına gelindiğinde en yüksek orana ulaşır. Yumurtalık ve rahim kanseri daha erken yaşta görülür. Birçok faktörün yanında erken evlilik de bu tür kanser riskini tetikler. Az gelişmiş ülkelerde en sık görülen kanser tipi jinekolojik kanserdir. Gelişmiş ülkelerde rahim ağzı kanser taraması için kullanılan smear testin yaygın ve uzun süreden beri kullanılması bu hastalığın oranını düşürmüştür."
RAHİM AĞZI KANSERİNİN ERKEN BELİRTİSİ YOKTUR SMEAR TESTİ ŞART 

Demirci, rahim ağzı kanserinin erken belirtisinin olmadığını, geç dönemde kanlı akıntı, kanama ve düzensiz adet yaşayanların smear test yaptırması gerektiğini söyledi.

Yılda en az bir kez smear testi yapılmasının erken tanı açısından önemli olduğunu vurgulayan Demirci, şöyle devam etti:

"Şüpheli smear testi varsa kolposkopi ve biyopsi yapılır. Korunmak için ise en önemli yöntem HPV aşılarıdır. HPV aşıları gelişmiş ülkelerde rutin aşılama programına girmiştir. Ülkemizde de uygulamaya başladığımız HPV aşılarının yapılmasını öneriyoruz. Bu aşıların yapılması kadını rahim ağzı kanserinden yüzde 70 oranında korumaktadır. Diğer korunma yöntemleri ise tek eşli olma ve güvenli olmayan ilişkilerde mutlaka koruma kullanılmasıdır."
"ŞEKER HASTALARI VE ŞİŞMAN KİŞİLERDE RİSK FAKTÖRÜ"
Demirci, rahim kanserinin genellikle menopozdan sonra ortaya çıktığını söyledi. Rahim kanserinin ortalama görülme yaşının 55-58 olmasına karşın bazı genç kadınlarda da görülebildiğini dile getiren Demirci, şöyle konuştu:

"Diyabetli, şişman ve hipertansiyonu olan kadınlarda rahim kanseri daha sık görülür. Doğum yapmamış olma, şişmanlık ve tansiyon yüksekliği, 50 yaşından sonra adetten kesilme, doktor kontrolü dışında hormon kullanma, meme, yumurtalık ve kalın bağırsak kanseri geçirmiş olmak rahim kanseri riskini artırıyor. Ayrıca Türkiye'de adetten kesilme yaşı 47'dir. Rahim kanseri belirtileri nedeniyle erken tanı konulabilen bir kanserdir."
"YUMURTALIK KANSERİ GENETİK OLABİLİR"
Demirci, yumurtalık kanserinin dünyada giderek artığını söyledi. Bir kadının yaşamı boyunca yumurtalık kanserine yakalanma riskinin yüzde 1- 2 olduğunu aktaran Demirci, şunları kaydetti:

"Yumurtalık kanserinin bazı tiplerinde genetik geçiş söz konusudur. Bu kadınlar gen araştırması yapılarak sıkı takibe alınmalıdır. Yumurtalık kanseri genetik olabilir. Doğum yapmamış olma, erken adet görme, geç adetten kesilme, meme ve rahim kanseri geçirmiş olma, ailesinde genetik geçişli meme kanseri olması risk faktörleri arasındadır. Belirtiler daha çok mide bağırsak sistemiyle ilişkili hazımsızlık, karında şişme, bulantı ve kilo kaybıdır."


Devamı...

Yazıcıdan 'göz' çıkardılar..


İngiliz bilim adamları, gözden alınan hücreleri üç boyutlu yazıcı yardımıyla kopyalamayı başardı.

Hayvanlar üzerinde üç boyutlu yazıcı ile yaptıkları deneyler sonucunda göz yapısına yakın kopya hücreler üretmeyi başaran bilim adamlarının çalışması Biofabrication adlı bilimsel dergide yayımlandı. BBC'nin internet sayfasında yer alan haberde, Profesör Keith Martin ve Dr. Barbara Lorber başkanlığında Cambridge Üniversitesi'nden bilim adamlarınca yapılan bilimsel çalışmanın, gözünün retina tabakası zarar görmüş kişilerin tedavisinde kullanılabileceği bildirildi.

Araştırmacılar, üç boyutlu yazıcıyla kopyalanan hücrelerin tıp dünyasında çığır açacak nitelikte bir buluş olmasına karşın henüz insanlar üzerinde deneme aşamasına gelmediğini belirtti. Bu şekilde kopyalanan hücrelerin erişkin farelerin retinalarındaki gangliyon ve glia hücreleriyle uyumlu olduğunu kaydeden araştırmacılar, bu hücrelerin gözün içindeki uyarıları beynin belli bir bölgesine ilettiğini bildirdi. Araştırmacılar, yeni teknolojiyle kopyalanan bu hücrelerin yerleştirildikleri bölgedeki sinir hücrelerince desteklendiğini ve hayatta kalmayı sürdürdüğüne işaret etti.

Görme bozukluğuyla ilgili birçok sorun, gözdeki görme işlevini yerine getirmede kritik önemi olan retina tabakasındaki sinir hücrelerinin kaybından kaynaklanıyor. Elektronik retina implantı umut verici bir gelişme olarak yorumlansa da uzmanlar bu çalışmanın insan üzerinde uygulama aşamasında olmadığına dikkati çekiyor.
Ancak araştırma ekibinde yer alan Clara Eaglen, bu çalışma sonucunda elde edilecek en küçük bir umut ışığının bile insanlar için büyük bir değişikliğe kapı aralayabileceğini söyledi.

Devamı...

Türk doktorlar geliştirdi !


Beyinde biriken sıvının, karın boşluğuna iletilerek vücuttan atılmasını sağlayan sistem için Hacettepe Teknokent'te geliştirilen tamamı antibiyotikli beyin şantı, operasyon sonrası gelişebilecek enfeksiyon riskini ortadan kaldırıyor.

Kafa içinde sıvı birikmesi sonucu ölümcül sonuçlar doğuran hidrosefali hastalığının tedavisindeki tek yöntem olan sistemde, beyne nakledilen şantın bir bölümünde antibiyotikli kaplama bulunuyor. TÜBİTAK ve KOSGEB desteğiyle geliştirilen yeni şantın, risk yaratan cilde en yakın olan pompa kısmı da antibiyotikle kaplanarak dünyada bir “ilk”e imza atıldı.

Şantı geliştiren Beyin Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Sorar, şantın kafa içindeki suyun miktar olarak artması ve kafa büyümesi ile kendini gösteren hidrosefali hastalarında kullanıldığını söyledi. Sorar, ölümcül sonuçlar doğuran hastalığın daha çok çocuklarda görüldüğünü ifade ederek, kısa süre içinde müdahale edilerek kafa içerisindeki sıvının boşaltılamaması halinde hastalığın ölümle sonuçlandığını vurguladı.
Hidrosefalinin özellikle kafa büyümesi, baş dönmesi ve bilinç yitimi gibi belirtilerle kendini gösterdiğini anlatan Sorar, şöyle devam etti:
"Kafa içerisinde, beyin omurilik sıvısının dolaştığı kanallar vardır. Normalde, insan beyni günde 500 mililitre kadar beyin omurilik sıvısı üretiyor. Bu, beyni dış etkilerden koruyor. Bu sıvı, kafa travması ya da tümör gibi bazı nedenlerden ötürü o kanalların çerisinde gezemez hale geliyor. Kanalların herhangi birinde tıkanma olduğunda, sıvı birikmeye başlıyor.

Bu sıvının da cerrahlar tarafından yaklaşık 24 saat gibi kritik süre içinde tahliye edilmesi gerekiyor. Bu süre içinde müdahale edilmezse ölümle sonuçlanıyor."

SIVI BELLİ BİR SEVİYEDE TUTULMALI

Sorar, kafa içinde basınç birikmesi, enfeksiyon ya da kanama durumunda "direnaj sistemi" olarak isimlendirilen yöntemle, kateter kullanılarak kafa içine girildiğini ve beyindeki sıvının boşaltıldığını dile getirdi.

Cerrahi ortamda gerçekleştirilen uygulamanın kanama, enfeksiyon gibi akut sorun ortadan kalkana kadar hastanın kafasında kaldığını belirten Sorar, uzun dönem tedavi için "şant" denilen beyin içi implantların kullanılması gerektiğini ifade etti. Sorar, "Kafa içi basıncı arttığında, basınca bağlı olarak sistem devreye giriyor ve sıvı tahliye ediliyor. Sistemle, sıvı beyinden alınarak karın boşluğuna kadar iletiliyor. Bu şekilde, kafa içindeki basınç normale dönüştürülüyor. Basınç, normale döndüğünde ise tekrar sistem kapanıyor ve belli miktardaki sıvının beyinde kalması sağlanıyor" diye konuştu.
ŞANT SİSTEMİ TEDAVİDE TEK YÖNTEM

Sorar, şant sistemi yerine doğrudan sıvı tahliyesinin yapılmasının istenilen bir durum olmadığını vurgulayarak, beyindeki sıvı miktarının belli bir seviyede tutulması gerektiğinin altını çizdi. Beyin basıncının çok düşük olduğuna, bu nedenle düşük basınç aralığında çalışılabilmesi için kullanılan aparatların oldukça küçük olması gerektiğine işaret eden Sorar, şant sisteminin hastalığın tedavisindeki tek yöntem olduğunu bildirdi.
İLK YERLİ ŞANT DÜNYA PAZARINDA 

Sorar, malzemelerin yurt dışından getirildiği için pahalı olduğunu belirterek, mevcut şantların daha uygun fiyata ve daha kapsamlısının geliştirilmesi için çalışma yaptıklarını söyledi.

Dünyadaki büyük üretici firmaların şantlarını modelleyerek Hacettepe Teknokent'te AR-GE çalışmalarına başladıklarını aktaran Sorar, şöyle konuştu:
DÜNYADA BUNU ÜRETEBİLEN 2'İNCİ ÜLKEYİZ

"Şantlar, kimi zaman beyne nakledildiğinde enfeksiyona yol açabiliyor ve öldürücü olabiliyordu. Bir yabancı firma bunu önlemek için şantın üzerini antibiyotikle kapladı. Biz de aynı tekniği kullandık ve dünyada bu şekilde üretim yapan 2. firma olduk.
Bir yenilik daha yaptık. Şant, beyine giden, beyinden karın başluğuna giden ve ortada basıncı ayarlayan pompa olmak üzere üç parçadan oluşuyor. Yabancı üretici pompaya antibiyotik tutturmayı başaramamıştı. Biz ise orayı da antibiyotikle kaplamayı başardık ve bu konuda üretim yapan dünyadaki ilk ülke olduk."

Sorar, bu şekilde ilk yerli şantın üretildiğini belirterek, ürünlerin başta Rusya olmak üzere Türk Cumhuriyetleri ve Afrika pazarına girdiğini bildirdi.
ÜRETİM İTHAL ÜRÜNLERİN FİYATINI DÜŞÜRDÜ

Üretimle birlikte ithal ürünlerin fiyatlarının ciddi oranda düştüğüne dikkati çeken Sorar, şunları kaydetti:

"Ürünün, boyutları küçüldü, bu da estetik açıdan hastaya büyük avantaj sağladı. Şantın hem gövde kısmı hem mebran denilen pompa işlevi gören kısmının antibiyotikle kaplanması, ciddi oranda enfeksiyon riskini ortadan kaldırdı. Bu, özellikle çok büyük bir avantaj. Çünkü, dünyanın en iyi kliniklerinde bile ameliyat sonrası enfeksiyon riski yüzde 15. İlk bir ay çok önemli. Şantı taktıktan sonra bir ay içinde enfeksiyon gelişirse şantın değiştirilmesi gerekiyor. Bu hem sağlık açısından risk hem de maliyet anlamı taşıyor. Operasyon sonrası 21 gün yatış ve damardan antibiyotik tedavisi gerektiriyor. Bu nedenle ürünlerin antibiyotikli olması çok önemli."

Devamı...

8 Aralık 2013 Pazar

İLK BİLGİSAYAR, BİLGİSAYARIN TARİHCESİ

Bilgisayarın tarihçesi, bilgisayarın icadı



İnsanoğlunun ilk hesap makinesi abaküsdür ve abaküse benzeyen ilk araçlar bundan 3,000 sene önce kullanılmıştır. Otomatik hareketlerden yararlanan ilk toplama makinesini Blaise Pascal geliştirmiştir. Pascal bu makineyi tasarlarken, bir tarafa doğru döndürülen dişli çarkların hareketinden faydalanmıştır. Daha sonra Leibniz aynı prensiple çarpma işlemi de yapabilen bir makine daha geliştirmiştir. 

    Hesaplamada elektronik sistemin öncüsü İngiliz bilim adamı Charles Babbage'dir. Babbage'nin Analitik Motor adını verdiği cihaz, belli bir programlama içinde hesapları otomatik olarak yapabilmekteydi. 

   Gerçek anlamda bilgisayarlar, 1941 yılında Berlin'de Kondrad Zuse tarafından geliştirilmiştir. Onun yaptığı bilgisayar, elektron lambalarından oluşuyordu ve aynı yıllarda Busines Machines Corporation adlı firmanın yaptığı otomatik bilgisayardan çok daha hızlı çalışıyordu. 

   1946'da, Amerikalı J. Presper Erchert ve Jn W. Mauchly, yüksek işlem hızına sahip tam elektronik ilk sayısal bilgisayarı geliştirdiler. 17,500 civarında elektron tüpü, 1,500 röle, 70,000 direnç ve 10,000 kondansatörden oluşmuş 30 ton ağırlığındaki bu dev makine, on haneli 5,000 sayıyı bir saniye içinde toplayabiliyordu. 

    Sonraki yıllarda inanılmaz bir süratle geliştirilen bilgisayarlar, bilgiyi çabuk ve doğru bir şekilde işleme ve saklama özellikleri nedeniyle, kısa sürede günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Bilgi üretimi ve dolaşımı hızlandı. Bu gelişmeler sayesinde, bir toplumun bütün bireylerinin bilgiye kolayca ulaşmaları ve onu tüketmeleri mümkün oldu. 

   Bilgi toplumunun oluşumunu hızlandıran bu gelişmelerin yanı sıra, basımevlerinden uzay gemilerine kadar hemen bütün makine ve araçların kontrolünü de bilgisayarlar üstlenmeye başladı. Böylece insanlar uzun süre alan ve oldukça karmaşık olan yorucu ve bıktırıcı işlerden kurtuldular.


İlk bilgisayarın adı ENIAC;
*Elektrikle çalışan ve elektronik veri işleme kapasitesine sahip ilk bilgisayar.
*30 ana bölümden meydana geliyor.
*Ağırlığı: 30 ton
*Büyüklüğü: 167 m²
*Maliyeti: 500.000 dolar

İlk deneme 1945, tam manada icadı ise 1947 yılını buldu.II.Dünya savaşının bu dönemde sona ermesinden dolayı böyle bir araca ihtiyaç kalmadı ve basına tanıtıldı (1947).

Daha sonraları ENIAC 8 yıl boyunca (1947-1955) hava tahmini gibi birçok bilimsel alanda kullanıldı.Kendisinden sonra geliştirilen bilgisayarların (EDVAC ve ORDVAC) daha tasarruflu olmasından dolayı 2 Ekim 1955‘te ENIAC’ın fişi çekildi.Şuan ise ENIAC‘ın parçaları Washington’da ki Amerikan Ulusal Müzesi’nde sergilenmekteymiş.


Devamı...

Google Plus Popup Beğeni Kutusu


Google Plus devreye girdiği günden beri SEO açısından oldukça önemli bir hal aldı, bunu size her fırsatta açıklamaya çalıştım. Google Plus takipçilerinizi artırmak ve yayınlarınızın daha fazla kişi tarafından +1 lenmesi size uzun vaade de ciddi bir katkı sağlayacaktır. Google Plus takipçilerini artırmanın yöntemlerinden birisi hiç kuşkusuz beğeni kutuları kullanmak bunlardan biri de : Google Plus Popup Beğeni Kutusu. Kesinlikle ve kesinlikle Popup kutular kullanmayı tavsiye etmiyorum fakat kimileri popup kullanmaktan hiç çekinmiyor. Sizde bu arkadaşlardansanız ve Google Plus üzerinden sizi takip edenleri artırma niyetindeyseniz işinizi görecektir.


Blogger - Google Plus Popup Beğeni Kutusu Demo 


1 ) Blogger ana kullanıcı panelinden yerleşim menüsüne geçin.
2 ) Herhangi bir yerde Gadget Ekle seçeneğini kullanın ,  HTML/JavaScript kutusunu açın.
3 ) Aşağıdaki kodları yerleştirin.

Blogger Eklentileri - Google Plus Popup Beğeni Kutusu Kodları


<style type="text/css">
/***********************************************
***********************************************/
* html #exestylepopupdiv {position:absolute;}
#exestylepopupdiv {display:block; top:0px; left:0px; width:100%; height:100%; position:fixed; background-image:url('https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg_pI1FYu7YxQy8XMCwZUzGzrnONpchHBSSamoWw1GqqyAztcRyabudeyEfjp6JFKy09F6qcxNV8-JSOuRdwTQczfaB0tuSSVFPDUo64Wq9uu8-KlGjh2K_CXRtz2K1y0gelHBZmHmPScjz/s1600/exeideasopacity0.5.png');margin:0; overflow-y:auto;}
#exestylepopup {z-index:9999;background-color: #fff; overflow:none;}
.exestylepopup {width:400px; height:440px; position:fixed; top:45%; left:50%; margin-top:-220px; margin-left:-200px; border: 10px solid #999; padding: 20px;}
.exe-title {background:#000;color: #fff;font-size: 20px !important;font-weight:bold;margin:5px 0;border:20px solid #ddd;padding:10px;line-height:25px; font-family:arial !important;}
</style>
<!--[if lte IE 6]>
<style type="text/css">
/*<![CDATA[*/
html {overflow-x:auto; overflow-y:hidden;}
/*]]>*/
</style>
<![endif]-->
<div id="exestylepopupdiv">
<div id="exestylepopup" class="exestylepopup">
<center><h3 class="exe-title">Buraya İstediğinizi Yazın</h3></center>
<center>
<div class="g-plus" data-action="followers" data-height="300" data-href="https://plus.google.com/117069198363134832012" data-source="blogger:blog:followers" data-width="310">
</div>
<script type="text/javascript">
(function() {
window.___gcfg = {'lang': 'en'};
var po = document.createElement('script');
po.type = 'text/javascript';
po.async = true;
po.src = 'https://apis.google.com/js/plusone.js';
var s = document.getElementsByTagName('script')[0];
s.parentNode.insertBefore(po, s);
})();
</script>
</center>
<br />
<center style=" float:left; margin-left:35px; font-size:9px;cursor:pointer;" ><a style=" font-size:9px; color:#3B78CD; text-decoration:none;" onmouseup="document.getElementById('exestylepopupdiv').style.display='none'">Bu Adımı Geç >> </a></center>
</div>
</div>

Google Plus Popup Beğeni Kutusu Üzerinden Yapılacak Değişiklikler

  • Kodlar arasında kırmızı olarak işaretlenmiş kısım Popup penceresinde açılmasını istediğiniz sayfanın linki. 
  • Mavi olan kısım Popup penceresinde üst kısımda bulunan alan. Kişisel iletinizi ekleyebilirsiniz.

Devamı...

Blogger kullanıcıları kayıtlarınına olan ilgiyi istatistikler bölümünden yada Google analytics tarzı site takip sistemleri ile izleyebilir. Sayfalarınıza olan ilgiyi diğer kullanıcılarla paylaşmak istiyorsanız ufak bir kod sistemi ile bunu başarabilirsiniz. Kodları hemen yazınızın altına koymanızı tavsiye ediyorum.

 Blog Yazılarım Kaç Kere Okundu Demo >>   : Demo örneğinde sayfayı biraz indirirseniz konunun kaç kere okunduğunu gösteren pembe yazıyı görebilirsiniz.

Blogger Yazılarımı Kaç Kişi Okudu? Eklentisi


1 ) Blogger kumanda paneline gelip Şablon >> HTML'yi Düzenle sekmesiyle kodlarımızı açıyoruz. Widgetleri genişlet kutucuğunu işaretliyoruz.
 2 ) Ardından CTRL+F yardımı ile <data:post.body/></div> kodunu bularak hemen altına aşağıda ki Blogger yazılarım kaç kere okundu eklentisi kodlarını ekliyoruz.


<div style='text-align: left;'>
<b:if cond='data:blog.pageType == &quot;item&quot;'><span style='color: magenta;'><b> Bu yazı daha önce  <img alt='counter' expr:src='&quot;http://www.e-zeeinternet.com/gd-count.cgi?page=&quot; + data:post.id + &quot;&amp;style=times&amp;nbdigits=1&amp;reloads=1&quot;'/> kişi tarafından okundu.</b></span><b:else/></b:if></div>

Blogger Yazıları Kaç Kere Okundu Eklentisi Düzenlemesi

  • Mavi ile yazılmış alan eklentinizin sayfanızın altında hangi aralıkta duracağını belirler. Sol için left. Sağ için Right ve ortada durması için center yazabilirsiniz. 
  • Kırmızı ile yazılmış alan ise Blogger kullanıcılarınıza sayacı nasıl göstereceğinizi belirler. Kendinize uyacak şekilde değiştirebilirsiniz. 
  • Meganta kısmı ise size ait olan yazının rengini belirler. Renk kodlarını kullanarak değiştirebilirsiniz. Renk Kodları >> 

Devamı...

Blogger İletişim Kutusu Eklentisi



Google, Blogger kullanıcıları için kullanışlı eklentiler sunmaya devam ediyor. Karşınızda Blogger iletişim kutusu eklentisi. Daha öncede sizlere yeni bir eklenti olarak Wikipedia eklentisini sunmuştum gözünüzden kaçtıysa incelemenizi tavsiye ederim : Blogger İçin Wikipedia Eklentisi >> Sürekli gelen eklentiler ve Google Drive ile farklı kod kullanma imkanlarına açık olması Blogger formatını her geçen gün daha da güçlendiriyor. İletişim formunu Gadget olarak kullabiliyorsunuz yeni bir sayfada açılması şimdilik olası değil.


Blogger İletişim Kutusu Eklentisi Demo 

Açılan demo sayfasında ki iletişim formunu sayfanın en altında görebilirsiniz. Eklentiyi kullanmak için Blogger kontrol paneli >> Yerleşim >> Gadget Ekle açılan sayfada ise Diğer Gadget'lar menüsünü takip edin.


Diğer Gadget'lar kısmında iletişim kutusu seçeneğini göreceksiniz


İletişim formu üzerinden mail gönderenlerin maillerini Blogger hesaplarınız bağlı olduğu gmail hesabından görüyorsunuz faydalı olması dileği ile.

Devamı...

Blogger Skype Contact Eklentisi



Blogger Eklentileri konu başlığı altında Blogger şablonların da Skype adresini kullanarak ziyaretçileri ile buluşmayı amaçlayanlar için bir Skype eklentisi sunacağım. Özellikle Messenger'ın Skype üzerinden çalışır duruma gelmesi ile Skype oldukça popüler oldu. Demo linkine tıklayarak sağ sütunda  demoyu görebilirsiniz.

Blogger Skype İletişim Eklentisi Demo 

Skype kutusunu oluşturmak oldukça kolay , bunun için Skype özel bir sayfa hazırlamış Blogger Skype Contact Eklentisi oluşturmak için buradan buyurun : https://dev.skype.com/skype-uri/generator

Üç adet basamağı kendinize göre doldurmanız gerekiyor. İlk bölüme kullanıcı adınızı , ikinci aralığa size nasıl ulaşılmasını istediğinizi , üçüncü adamdı ise şekli belirleyebilirsiniz. Ardından dördüncü boşlukta sizin için hazırlanmış kodlar olacak. Kodları kullanmak için Blogger kontrol panelinden yerleşim seçeneğine geçerek kullanmak istediğiniz alana Gadget Ekle,  Html/Javascript olarak ekleyebilirsiniz. Ayrıca kodlar yayınlar içerisinde de sorunsuz çalışıyor.


Devamı...

Sağlıklı kadın erkek ilişkileri

Sağlıklı kadın erkek ilişkileri

Kadın erkek ilişkilerinin sağlıklı, mutlu ve uzun süreli olabilmesi için gerekli ilkeler aslında her türlü insan ilişkileri için geçerli olan ilkelerden farklı değil; dürüstlük, olduğundan farklı görünmeye çalışmamak, karşısındakine saygı göstermek, sorunlarına duyarlı davranmak, ben yerine biz diyebilmek, empati, dinlemek, açık sözlülük, karşılıklı beklentilerin uyuşması. Baştan bunlar yoksa ilişki zaten sorunlu başlar. Uzun vadede sağlıklı sürmesi için de değişimin ve gelişimin aynı yönde olması ve bu ilkelerden sapma olmaması gerekir. ”Bunları hepimiz biliyoruz yeni birşey söylemiyorsun da kolay mı nasıl yapmalı?” diyenlere hak veriyorum kolay olduğunu söylemiyorum. En önemlisi dürüst olup kendini olduğundan farklı göstermeye çalışmamak. “Ama olduğum gibi görünürsem beğenilmem” görüşüne katılmıyorum. Olduğumuz gibi göründüğümüzde karakterimizi ve/veya fiziksel görüntümüzü beğenmeyen birçok karşı cinsten insan olacağı gibi beğenenler de olur.

Ama olduğundan farklı görünmeye çalışıp karşısındakini kandırmaya çalışanın maskesi çabuk düşer, dürüst olmadığı için kimse beğenmez. İnsan olduğu gibi kalmalı demiyorum, elbette çoğumuz kendimizi değiştirmeye çalışıyoruz; kilo vermeye, sigarayı bırakmaya, daha çok para kazanmaya, bilgi ve becerilerimizi geliştirmeye yani  kim  olduğumuzu değiştirmeye ve geliştirmeye çalşıyoruz. Ama bu gelişim sürecinin her aşamasında karşı cinse neysek onu göstermek güven kazanmanın önşartıdır. Beğenmeyen beğenmesin, beğenenler mutlaka olur. “ Beni olduğum gibi kabul et“ karşı cinsler arasında en çok söylenen sözlerden birisidir. Evet olduğun gibi kabul edeyim ama bu kendini değiştirme, geliştirme, kötü alışkanlıklarını bırakma anlamına gelmez.
Devamı...

5 Aralık 2013 Perşembe


Deloitte Teknoloji Fast500 2013 EMEA Programı'nda yer alan 30 Türk şirketinden 1001teknoloji ile Vector ilk 10'a girdi.

Deloitte Teknoloji Fast500 2013 EMEA Programı'nda yer alan 30 Türk şirketinden 1001teknoloji ile Vector ilk 10'a girdi. Son beş yılda yüzde 59.096 büyüme kaydeden Fransız şirket Ymagis ilk sırada yer aldı.

03 Aralık 2013, İstanbul – Avrupa, Ortadoğu ve Afrika'nın (EMEA) en hızlı büyüyen 500 teknoloji şirketini belirleyen Deloitte Teknoloji Fast500 EMEA 2013 Programı'nın sonuçları Londra'da gerçekleştirilen törenle açıklandı.

Son dört senede olduğu gibi Fransız şirketlerin liderlik ettiği Deloitte Teknoloji Fast500 Programı'nda, dijital sinema konusunda uzman Ymagis, EMEA bölgesinin en hızlı büyüyen teknoloji şirketi olurken; Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2013 Programı'nın birincisi 1001teknoloji ise sekizinci sırada yer aldı. Programda İlk 10'da yer alan ikinci Türk firması ise Vector (dokuzuncu) oldu.

Türk şirketlerinin durumunu değerlendiren Deloitte Türkiye TMT Endüstri Lideri ve Şirket Ortağı Tolga Yaveroğlu; "Deloitte Teknoloji Fast50 ve Fast500 programları Türk teknoloji şirketlerine uluslararası platformda bilinirliğin ve işbirliğinin yolunu açarken, potansiyellerini daha da artıracak. Geçtiğimiz sene olduğu gibi listenin ilk 10'unda iki Türk şirketimizin bulunması bizim için gurur verici. Bu şirketler, sadeceTürkiye'de değil, başta EMEA bölgesi olmak üzere tüm uluslararası ortamlardaTürkiye'nin adını teknoloji sektöründe duyurmayı başarıyor" dedi.

13'üncü yılını kutlayan programa, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi'nde 24 ülkeden 1000'in üzerinde şirket katıldı. Fast500 listesinde bulunan şirketlerin ortalama büyümesi ise %1.400 olarak saptandı.

Türkiye bu yıl da altıncı ülke Deloitte Teknoloji Fast500 2013 EMEA Programı'nda en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri Fransa'dan (86 şirket) çıkarken, onu 71 şirket ile İngiltere, 52 şirket ile deİsveç takip etti. Türkiye ise 30 şirket ile programda yer alarak, altıncılığını korudu.

Yazılım yine ilk sırada

Programda sektörlere göre dağılımda yazılım, %43'lük pay sahibi oldu. Aynı dağılımda ikinci sırada internet (%22) yer alırken onu telekomünikasyon-network (%15), yarı iletken, parça ve elektronik (%7), biyoteknoloji-ilaç-medikal ekipman (%5), çevre dostu teknolojiler (%3), medya/eğlence (%3) ve bilgisayar donanımı (%2) takip etti.

Devamı...

Google kendi robotunu geliştiriyor

Google, son altı ay içerisinde yedi robot üretim şirketini satın aldığını ve kendi robotunu geliştirmek için kadro oluşturmaya başladığını açıkladı.

Şirketin sözcüsü, bu operasyonun başındaki ismin Andy Rubin olduğunu belirtti.

Rubin, daha önce de Android işletim sistemlerinin yönetiminden sorumluydu.
Google sözcüsü, şirketin ne tip bir robot geliştirmekte olduğu hakkında ise yorum yapmaktan kaçındı.
Ancak New York Times gazetesi, Google'ın şu aşamada geliştirdiği ürünü müşterilerine satmak gibi bir planı olmadığını yazdı.
Gazete, bunu yerine, Google'ın robotlarının otomatik arabalar araştırmasıyla birleştirilebileceğini ve ürünlerin evlere teslimatı gibi hizmetlerde kullanılabileceğini öne sürdü.
Gazete haberinde, Google Shopping Express (Google Hızlı Alışveriş) adı verilen ve San Francisco ile San Jose'de başlatılan evlere teslim hizmetinin yeni başladığına da dikkat çekildi.
Amazon da benzeri bir proje başlatmıştı. Prime Air Project, robot uçaklar kullanılarak ürünlerin müşterilere teslimatını öngörüyor.
Google, New York Times gazetesinde çıkan haberle ilgili "spekülasyon" değerlendirmesinde bulundu.
Google'ın robot projesi California merkezli olacak, ancak Japonya'da da bir ofis bulunacak.
Andy Rubin, projenin meyvesini vermesi için "10 yıllık bir vizyonları" olduğunu söylüyor.
Google'ın bu proje çerçevesinde Autofuss, Bot & Dolly, Holomni, Industrial Perception, Meka Robotics, Redwood Robotics, Schaft gibi firmaları bünyesine kattığı belirtiliyor.
Devamı...

Türk Telekom, yeni imzaladığı Trans Avrasya Süper Bilgi Otoyolu (TASIM) anlaşmasıyla Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan dünyanın en uzun fiber internet ağının dörte birine sahip olacak.

Çin ile Avrupa arasında yüzyıllardan beri ticaret hattı olan İpek Yolu, fiber internet bağlantılarını taşımaya başlıyor. Aralarında Çin, Azerbaycan, Rusya ve Kazakistan’ın olduğu ülkelerle yeni bir uluslararası internet hattı için anlaşmaya varan Türk Telekom, fiber ipek yolu kurarak Çin’den Avrupa’ya kadar kesintisiz bir hat oluşturacak. Trans Avrasya Süper Bilgi Otoyolu (TASIM) ismi verilen proje, 15 bin kilometre ile dünyanın en uzun ağı özelliğini taşıyor.

6 ÜLKE YER ALIYOR

2015 yılında bitmesi planan ve iki kıtayı birbirine bağlayacak TASIM, Çin’den başlayacak hat Türkiye ile Avrupa’ya bağlanmayı amaçlıyor. Birleşmiş Milletler’in desteklediği TASIM projesinde, Türk Telekom’un yanı sıra, Avrupa’dan Türk Telekom International ile Azerbaycan’dan Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bakanlığı, Kazakistan’dan Kaztranscom, Çin’den China Telekom ve Rusya’dan Rostelecom olmak üzere 6 ülkeden telekomünikasyon kuruluşları yer alıyor.

İSTANBUL KAVŞAK OLACAK

Bakü’de düzenlenen imza töreninde konuşan Türk Telekom Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, 2009 yılından beri söz konusu projenin üzerinde çalışıldığını belirterek, “Vizyonumuz Türkiye’yi internet alanında bir hub haline getirmek” dedi. Projenin dünyanın en uzun fiber optik internet ve veri iletişim ağı oluşturacağını anlatan Tahsin Yılmaz, “Yaklaşık dörtte biri Türk Telekom altyapısı üzerinden geçecek hat, İstanbul’u bir fiber iletişim kavşağı haline getirecek. Projenin fikir öncülüğünü biz yaptık. Özellikle Çin internet trafiği açısında önümüzdeki yıllar için çok büyük bir potansiyel oluşturuyor” dedi.

17 MİLYON EUROLUK YATIRIM

Türkiye için “Seste rekabet bitti biz de başka yönlerde ilerliyoruz” diyen Yılmaz, sözlerine şu şekilde devam etti: “Bölgede internet alanında önemli bir role sahibiz. Bunu daha da genişletmek için çalışıyoruz. Mevcut hatlarla Kuzey Irak’tan büyük data taşıyoruz. TASIM’da mevcut karasal hatların bağlanmasının ardından yaklaşık 17 milyon Euro’luk bir yatırımla Hazar Denizi’nin altına yeni bir hat yapılacak. 15 bin kilometrelik hattın dörtte biri bizim ülkemizde olacak. Yatırım tutarı hattın geçtiği oranla ülkelerle paylaştırılacak.” 

YENİ HEDEF AFRİKA

TÜRK Telekom International’ın yeni hedeflerini anlatan Türk Telekom Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, TASIM’in ardından yeni hedeflerinin Afrika bölgesi olduğunu söyledi. Buradaki ülkelerle görüşmelere başladıklarını anlatan Yılmaz, “Amacımız telefonla ulaştığımız 198 ülkeye internet bağlantısıyla da ulaşmak. Amacımız 2014’te Güney Afrika’ya inmek. 5 senede Türkiye’de beklenen potansiyel belki 10 yılda Afrika’da da yaşanacak. Burada Cibuti’den başlayıp Kızıldeniz’den geçerek Türkiye’ye gelecek bir hat düşünüyoruz” dedi.

TASIM NEDİR?

PROJE söz konusu operatörler için önemli bir gelir kaynağı oluşturulacağı gibi, bölge ülkelerindeki internet kullanımı ve penetrasyonu da artıracak. Türkiye-Azerbaycan-Kazakistan-Çin ana güzergahının ikinci kolu da, Azerbaycan ya da Hazar Denizi’nden Rusya uzanacak ve buradan yine Avrupa POP’larına erişim sağlayacak hat. Kore ve Japonya gibi Doğu Asya ülkelerinin Avrupa POP’larına olan internet ve veri bağlantısı, Batı Pasifik ve Hint Okyanusu, Kızıl Deniz-Akdeniz havzalarında bulunan kıtalar arası deniz altı fiber optik kablolar aracılığıyla sağlanıyor. TASIM hattı bu ülkeler için alternatif bir güzergah oluşturacak.
Devamı...

iPhone’ların şarj kablosunu çöpe atın

Nokia başta olmak üzere bazı telefon üreticilerinin halihazırda kullandıkları kablosuz şarj teknolojisine Apple da kayıtsız kalamadı.


Apple’ın aldığı yeni patent, iPhone ve iPad gibi mobil cihazlarının artık kablo olmadan da şarj olabilme esasına dayanıyor. Cult of Mac sitesinde yer alan habere göre Apple bu patent ile birlikte kendi kablosuz şarj teknolojisini geliştiriyor. Bu mümkün olursa artık sabit bir noktadan kablolarla uğraşmadan telefonu şarj pad’ine koyarak bataryamızı doldurabileceğiz.

Ancak Apple’ın aldığı patent bugün kullanılan kablosuz şarj teknolojisini de bir adım öteye taşıyor; zira Apple
’ın bu teknolojiyle asıl hedefi aynı anda 3-4 cihazın tek bir kaynaktan şarj olabilmesi. Örneğin bir Macbook Pro, bir iPad ve iPhone’un aynı anda tek kaynaktan kablosuz olarak şarj olması gibi…

Apple’ın patentini aldığı bu teknolojiyi ne zaman hayata geçireceği ise şimdilik bilinmiyor.


Devamı...

4 Aralık 2013 Çarşamba

Egzamaya Karşı Bitkisel Çözüm Dut


Hemen hemen her mahallede ve bölgede kendine yer bulmuş olan bir meyvedir dut. Beyaz ve kara dut olarak ikiye ayrılır. Yemesi güzel ve keyifli olmasıyla beraber dutun insan sağlığına faydaları oldukça fazladır. Öncelikledut barındırdığı vitamin ve minarallerle güçlü bir mikrop öldürücüdür.
Beyaz dut içinde bulundurduğu kimyasallarda ve antioksidanlarla antibiyotik etkisi olan meyvedir. Meyvenin yanısı sıra yapraklarında da kimyasal ve asit etkisi yüksek kimyasallar bulunur. Bilindiği üzere yaprakları kimi böcekler tarafından en çok tercih edilen besin kaynadığıdır. Dut ile ilgili unutulmaması gereken en önemli konu, dutu dalından kopardıktan sonra, içindeki kimyasalların hızlı bir şekilde bozulmaya başlamasıdır. Dutu dalından koparıldığı gibi tüketme daha faydalı olacaktır. Bu nedenden ötürü taze dut ile kurutulmuş dut arasında içerdiğivitaminler ve kimyasallar açısından oldukça fark vardır. Her ikisininde vücuda etkileri farklı boyutlardadır. Dutun insan sağlığına faydaları oldukça fazladır ancak özellikle sıcak günlerine gelmesiyle, sahip olanlarda sık görülen egzama hastalığına karşı oldukça etkili bir meyvedir.
Egzamaya karşı panzehir
Uzun yıllar boyu insanlarda bulunan ve kimi zaman sosyal yaşamlarını engelleyen egzama hastalığı, yaşayanların en büyük belası olmuştur. Ellerde oluşan egzamaya bağlı yaralar yüzünden, çevrelerinde istedikleri gibi hareket edemez olmuşlardır. Egzama nedeniyle ellerin ve yüzün sürekli çatlaması açık yaralar oluşması egzamanın en belirgin özellikleridir. Ayrıca kimi egzama yaraları, hastalara sürekli acı çektirebilir. Egzamaya karşı kullanılan tıbbi kremler ve ilaçlar kimi zaman çaresiz olmuştur. Bu yüzden egzama sorunu olanların tercih etmesi gereken bir meyvedir. İçinde bulundurduğu kimyasallarda ve asitle egzamaya karşı güçlü bir panzehir görevi görmektedir. Egzama hastaları dutu kaynatarak yapabilecekleri tedavi yöntemiyle olumlu sonuç alabilirler.
3 su bardağı içme suyunu kaynatın ve içine bir avuç dolusu kurutulmuş beyaz dut atın. Altını kıstıktan sonra 5-6 dakika kadar kaynattıktan sonra ateşten alın. Ellerinizin dayanabileceği sıcaklığa gelene kadar bekleyin. Ilık dut kurusu suyunun içine ellerinizi sokun ve 8-10 dakika kadar bu suyun içinde bekletin. Ellerinizi çıkarttıktan sonra yaklaşık bir saat kadar yıkamayın ve 1 saatin sonunda temiz su ile durulayın. Haftada 3-4 defa yapacağınız bu yöntem sayesinde egzama hastaları ellerinde egzamalarda iyileşme göreceklerdir. Aynı yöntemi ayaklarınıza ya da vücudunuzun diğer bölgelerine de uygulayabilirsiniz. Bir kap yardımıyla sorunlu bölgeye dut kurusu suyunu dökerek de aynı sonucu almanız mümkündür.
 egzama, egzama bitkisel tedavi, egzama bitkisel tedavisi, egzama bitkisel çözüm, egzama için bitkisel çözüm, egzama dogal tedavi, egzamanin bitkisel tedavisi, egzamaya bitkisel çözüm, egzamaya bitkisel tedavi, egzama için şifalı bitki
Devamı...

Sinameki Otu Faydaları


Sinameki Otu Nedir?

Sinameki  bitkisi baklagiller familyası ailesinden gelen ve 100 ile 150 cm arası uzayabilen şifalı bir bitki kaynağıdır. Çoğunlukla sıcak tropikal bölgeler de yetişen bu bitki 260 farklı çeşidi ile insan sağlığı üzerinde birçok etkisi bulunmaktadır. Ülkemizde ise Güney Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişmektedir. Asıl olarak orijinal ismi Senâü Mekki olarak da bilinmektedir. Bu bitkinin  en büyük özelliği ise kabızlığa iyi gelmesidir. Müshil olarak da kullanılan sinameki doğal şifa kaynağı olması sebebi ile hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır. Genellikle en etkili bölgesi olan yaprakları toplanarak öğütüldükten sonra toz haline getirilir ve doğal şifa kaynağı çayı yapılarak tüketilebilmektedir. Bazı durumlarda toz haline getirilmeden yaprakları da kullanılmaktadır.

Sinameki Otu Faydaları

Sinameki otu basur hastalarının kullanması tavsiye edilen ve lif açısından oldukça zengin bir bitki çeşididir.Kabızlık üzerinde oldukça etkili olan sinameki çoğunlukla düzensiz ve yanlış beslenme sonucu insanlar üzerinde meydana gelen kabızlığa karşı kullanılmaktadır. Sinamekinin diğer etkilerinden bahsetmek gerekirse;
  • Basur, fistül, anal ve bağırsak bölgelerindeki ameliyatlardan sonra içilirse kolay dışkı yapımını sağlar.
  • Kötü hava şartları sonucu cilt üzerinde meydana gelebilecek çatlaklıkları önler.
  • Saçların daha gür ve fazla çıkmasını sağlayarak, saçtaki bitlere karşı da etkilidir.
  • Bağırsakları temizlemede etkilidir.
  • Kalp sağlığını korur ve kalbi kuvvetlendirir.
sinameki zayıflatırmı, sinameki saç, kabızlık, sinameki zararları, keten tohumu, biberiye, rezene, sinameki kürü, sinameki otu fiyatı, sinameki otu saç uzatma, sinameki otu saç uzatırmı, sinameki otu zararları, sinameki otu saç, sinameki otu zayıflatırmı, sinameki otu nasıl kullanılır, sinameki otu saça faydası,sinameki, kabiz dogal otlar, sinameki otu nedir, sinameki nedir, slnameki, kabızlık için şifalı bitkiler, sinemaki otu içilirse saça faydalımı, sinemaki, sinameki zayıflatırmı, sinameki saç
Devamı...
Domain Domain